İlk insan deneyi, nano-grafenin sıhhat açısından herhangi bir risk oluşturmadığını doğruladı

0
İnsan akciğerlerinin illüstrasyonu.  — İş Sağlığı ve Güvenliği/Dosya
İnsan akciğerlerinin illüstrasyonu. — İş Sağlığı ve Güvenliği/Dosya

Mühim araştırmalar, dikkate kıymet bir nanomateryalin, insan sağlığına yönelik oldukca azca riskle beraber bir takım küresel kaygıya çözüm bulma mevzusunda büyük ümit vaat ettiğini ortaya çıkardı.

Kontrollü maruz kalma klinik deneyleri alanında bir ilk olan emek harcama, benzersiz gücü, esnekliği ve inceliğiyle malum belirli bir grafen türüne odaklandı. İlginç geometri.

Malzemenin suyla uyumlu bir versiyonu olan ultra saf grafen oksidin, ön verilere nazaran akciğer yada kardiyovasküler fonksiyon üstünde derhal herhangi bir negatif tesiri olmadığı görülüyor. Araştırma, yüksek dozların ve insan saçından yüzlerce kat daha ince bir araç-gereç olan grafene uzun süre maruz kalmanın potansiyel etkilerini belirlemek için ek araştırma ihtiyacını vurguluyor.

Bu bulgu, güvenlik ve sağlıkla ilgili en yüksek önceliğe haiz acil küresel sorunların çözümünde oldukca çeşitli grafen kullanımlarını incelemek için fırsatlar yaratıyor.

Manchester ve Edinburgh Üniversitelerinden bir grup akademisyen, çalışmanın neticelerini Nature Nanoteknoloji dergisinde yayınladı.

Sonsuz potansiyele haiz bir süper araç-gereç olan grafen, 2004 senesinde bilim adamları tarafınca izole edilmesinden bu yana küresel ilgi görmüş oldu. Grafenin kullanım alanları, su filtreleme sistemlerinden elektronik, giyim ve telefon ekranlarına kadar sonsuz benzer biçimde görünüyor.

Tıp alanı grafenin giderek popüler hale geldiği bir alan. Araştırmacılar, dünya genelinde sensörler, implante edilebilir cihazlar ve hedefe yönelik kanser tedavilerindeki potansiyel uygulamasını araştırıyor. Sadece tıbbi vaadinin tam olarak gerçekleşmesinden ilkin, potansiyel yan etkisinde bırakır açısından kapsamlı testlerden geçmesi gerekiyor.

Bunu araştırmak amacıyla grup, klinik seyretme bağlamında dikkatle planlanmış bir takım maruz kalma testini gerçekleştirmek suretiyle on dört katılımcıyı bir araya getirdi. Gönüllüler, yüz maskeleri takarak grafene maruz kalırken iki saat süresince hususi olarak geliştirilmiş bir mobil maruz kalma odasında seyahat yaptılar. Hollanda’daki Ulusal Halk Sağlığı Enstitüsü’nden Edinburgh’a taşınan bu oda, gözlem koşullarının duyarlı bir halde denetim edilmesine olanak sağlamış oldu.

Şaşırtıcı bir halde, emek harcama tansiyon, akciğer fonksiyonu yada incelenen öteki biyolojik faktörlerin bir çok üstünde negatif bir tesir göstermedi. Araştırmacılar, solunan grafenin kanın pıhtılaşması üstündeki tesirinin minimum düzeyde bulunduğunu sadece bu etkiye dair oldukca azca emare bulunduğunu altını çizdi.

Grup, bu araştırmayı yürütmek için ihtiyaç duyulan bilginin on senelik bir çalışmanın sonucu bulunduğunu doğruluyor. Biyoloji ve araç-gereç bilimindeki gelişmelerin yanı sıra bu kadar dikkatli yapılandırılmış araştırmaları yürütmek için lüzumlu klinik yeteneklerin yaratılmasını da ihtiva eder.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir