Come and Get It incelemesi: Kiley Reid düzensiz bir ikinci derslik çabasıyla geri dönüyor
Kiley Reid, edebiyat sahnesine 2019’un sonunda ilk romanıyla çıktı. Oldukca Keyifli Bir Çağ bir vızıltı ile özgür bırakıldı. Beyaz suçlamasını kaçırmakla suçlanan Siyah bir bebek bakıcısının hikayesi, Oldukca Keyifli Bir Çağ Keyifli, zahmetsizce merak uyandıran bir okumaydı; bununla beraber ırk ve sınıfla ilgili sıkıntılı meseleleri de ele alan garip bir davranış komedisiydi. Bu Reese’in Kitap Kulübü’nün seçimiydi ve Lena Waithe’nin yapım şirketi film ve TV haklarını satın aldı. Reid şimdi ikinci romanını yayımladı. Gel ve onu al.
Gel ve onu al kanalların kolay cazibesi Oldukca Keyifli Bir Çağfakat bu daha karanlık, daha iddialı bir proje. Kolay tatminleri engellemeyi, hayal kırıklığına uğratmayı, kınamayı amaçlar. Yalnız kısmen başarı göstermiş.
De olduğu benzer biçimde Oldukca Keyifli Bir Çağmerkezi ilişki Gel ve onu al varlıklı, orta yaşlı beyaz bir bayan ile bir hizmet için para ödediği genç bir Siyah hanım arasındadır. Buradaki beyaz hanım, şık bir kapsül gardırobuna ve yedi parçalı Wüsthof bıçak setine koruyucu bir eklenti takan bir gazeteci olan Agatha’dır. Siyahi hanım, 24 yaşındaki Millie, üniversite RA’sı, mezun olur olmaz bir evin peşinatını ödeyebilmek için umutsuzca para biriktiriyor.
Agatha ve Millie, Agatha, son kitabını araştırmak için Millie’nin okula gittiği minik Cenup üniversite kasabası Fayetteville’e taşındığında tanışır. Genç Güneyli hanımefendilerin düğünler hakkında ne düşündüğüne dair bir proje olarak başlıyor, sadece Agatha, “keyifli paraları” ve “ergonomik maaş çekleri” hakkında konuşan varlıklı kızlardan oluşan bir zümreye fanatik kaldıktan sonrasında kitabını Güneylilerin iyi mi bulunduğunu özetleyen bir hesaba yönlendiriyor. Üniversiteli hanımefendiler parayı düşünüyor.
Agatha, sakinleriyle görüşmeleri kolaylaştırmak için ilkin Millie ile bağlantı kurar. Sadece Agatha’ya aşık olan Millie’nin yurt hayatıyla ilgili konuşmaları gizlice dinlemesine yardım etmeyi teklif etmesiyle ilişkileri bambaşka bir hal alır. Oldukca geçmeden Agatha gecelerini Millie’nin yurt odasında, kulağı duvara dayayarak geçirecek.
Agatha savunmacı bir tavırla şöyleki diyor: “Eğer durum {hiç de} uygunsuzsa, Millie öyleki düşündüğüne dair hiçbir emare göstermedi.” Millie’ye her dinleme seansı için 40 dolar veriyor.
Burada aslolan mesele para; Millie’nin aynı eksikliğine kıyasla Agatha’nın yaşı ve gücünden, hatta onların gizlice dinlemesinden bile daha çok. Agatha, Millie’ye nakit vererek ilişkilerini metalaştırır ve Millie, ev sahibi olma hedefinin bilincinde olarak bu birlikteliğin metalaştırılmasına izin verir.
Yalnız değiller. Bu, paranın her şeyi, hatta en yakın ilişkileri bile şekillendirdiği karanlık bir kitap. Aynı anda sevgidir, tesellidir, kurtarıcıdır ve yozlaştırıcıdır.
Gene de Reid bu kitapta tematik para ve güç oyununa o denli odaklanmış göründüğü gibi kurgusu birazcık beceriksiz hale geldi. Agatha ve Millie’nin kulak misafiri olma planının başından itibaren felakete o denli açık ki, bu sözde akıllı ve iyi niyetli kadınlardan herhangi birinin bunun iyi bir düşünce bulunduğunu düşüneceğini hayal edecek kadar inançsızlığınızı ertelemeniz oldukca zor. Kitabın çoğunu, başlangıçta planın içlerinden biri için anlamlı olmasını elde eden bir yanlış anlaşılmayı gözden kaçırdığıma ikna ederek geçirdim, bilhassa de kitabın kapasitesi değişik kişiliklerle tıka basa dolu olduğundan ve bir şeyleri kaçırmak kolay olacağından. Yapmamıştım.
Agatha ve Millie’nin bu şekilde bir karar vermesi bilhassa sarsıcı geliyor zira Reid’in kuvvetli yanlarından biri de tarzının acımasız gerçekçiliği. Reid’in sözlü diyalog ritimleri mevzusunda bir kabiliyeti var; karakterlerinin cümleleri, onların yukarı konuşmalarına rehberlik eden gizli saklı güvensizlikleri, kelimeleri aceleye getirmelerine yol açan gerginliği ortaya çıkarmak için tam olarak noktalanıyor.
Gene de Reid’in kuvvetli yönlerine o denli ağırlık verdiği zamanlar oluyor ki, bunlar koltuk değneği benzer biçimde görünmeye başlıyor. Reid’in diyalog kulağı kusursuzdur fakat zaman içinde tek kelime bolluğu ortaya çıkar. Aman Tanrım yorucu oluyor ve fonetik olarak yazılan Cenup aksanı (“Ohmahgoodness”) kulağa hoş geliyor.
Reid’in karakterlerini tek bir ayrıntıda özetlemeye olan düşkünlüğüyle de benzer bir tesir elde ediyorsunuz. Agatha’nın deneklerinden biri, “Agatha’nın acı verici derecede yavaş, yüksek dirençli bir eliptik seyahat süresince telefonunu elinde tuttuğunu hayal edebileceği türden bir insan.” Millie’nin anası, kutlama yemeklerinde “allık, renkli ruj ve püsküllü şal” haricinde makyajdan kaçınan türden bir insan.
Reid’in bu tür tek cümlelik karakter çalışmasını yapmış olduğu ilk birkaç sefer, onun zekasından memnun kalıyorsunuz. Bir bayanı “çocukluğunda jimnastikçi olan bir kadının vücuduna haiz”, ötekini ise “sırt çantası benzer biçimde” olarak tanımladığında, tek satırlıkları anlam ifade etmeyen hale gelecek kadar spesifik gelmeye başladı.
Büyük mesele Gel ve onu al cümlelerine musallat olan probleminin tam tersidir: fazlasıyla anlamlıdır. Bu romandaki her vaka, Amerikan neoliberalizminin daha büyük öyküsüne dair simgesel ağırlıkla o denli yüklü ki, onu hakikaten ilgi çekici kılacak özgüllüğü kaybediyor.
Reid’in kati, gerçekçi seçimi, bu romanın sonuna kadar mutlu bir halde ilerlememi sağlamış oldu ve onun içgüdüsel tutkusu ve tematik kapsamı, sonraki günlerde beni bu kitap hakkında düşünmeye itti. Gene de Reid’in kabiliyetine ve becerisine karşın karakterleri benim için hiçbir vakit tam olarak canlanmadı.
