CJP, SC’nin ‘anayasal sınırlarını göreceğini’ söylüyor
Pakistan Başyargıcı (CJP) Yargıç Umer Ata Bandial Perşembe günü şunları söylemiş oldu: tepe mahkemesi 1999 tarihindeki Ulusal Hesap Verebilirlik Yönetmeliğinde (NAO) meydana getirilen değişimleri içeren bir davada anayasal sınırlarını görmek zorunda kalmıştır.
Pakistan Tehreek-e-Insaf (PTI) Başkanı Imran Khan, koalisyon hükümetinin geçen yıl 25 Haziran’da NAB yasasında yapmış olduğu değişikliklere itiraz ederek SC’yi harekete geçirdi. Dilekçeyi Anayasa’nın 184 (3) maddesi uyarınca sunmuştur.
PTI başkanı dilekçesinde, değişikliğin bir NAB başkanı atama yetkisini elinden aldığını ve “kamu görevlilerinin büyük bir kısmı tarafınca kontrolü ele geçirmek ve etkilemek için manevra meydana getirecek olan mevcut hükümete mesuliyet verdiğini söylemiş oldu. NAB başkanının tarafsızlığı.”
Dilekçeyi CJP Umar Ata Bandial başkanlığındaki üç kişilik bir kurul dinledi. Yargılamalar esnasında, federal hükümetin danışmanı Makhdoom Ali Khan, yasa çıkarmanın parlamentonun ayrıcalığı bulunduğunu savundu.
İslam alimleri ve Amerikan dergilerinin makalelerine atıfta bulunarak, Cetvel 4’te her şeyin açık olduğundan mahkemenin meseleye hukuk çerçevesinde bakması icap ettiğini söylemiş oldu.
Avukat, işlerin kimsenin beğenip beğenmemesine gore çözülemeyeceğini söylemiş oldu.
“Mahkeme ek olarak kimsenin kırmızı çizgiyi aşıp aşmadığını da incelemek zorunda duracak” diye ekledi.
Bunun üstüne Yargıç Ijazul Ahsan, yasadışı bir fiil olması durumunda mahkemenin müdahale edebileceğini belirtti.
Avukat, hemen sonra dilekçe sahibinin NAB yasası değişikliklerinin yasa dışı bulunduğunu kanıtlaması icap ettiğini söylemiş oldu.
Mahkeme heyeti, duruşmayı 17 Ocak’a erteledi.
‘Öteki seçenekler de mevcuttur’
12 Ocak’taki bundan önceki duruşmada HSK, NAB yasasında bir iyileştirme yapılmasını dört gözle beklediklerini gözlemledi ve NAB değişikliklerinin hükümsüz bulunduğunu duyuru etmek haricinde mahkemeye daha çok seçeneğin sunulduğunu ekledi.
NAO 1999’da meydana getirilen değişikliklerin geçersiz bulunduğunun duyuru edilmesinin lüzumlu olmadığını, sadece mahkemeye başka seçeneklerin de sunulduğunu gözlemlemişti.
Mahkeme başkanı, davada siyasal bir meselenin de bulunduğunu gözlemledi ve mahkemelerin siyasal karar alma yeri olmadığını da sözlerine ekledi.
HSK, “Bireysel ve kamu yararı içinde bir denge olması gerekir, sadece burada aslolan sual mahkemenin Anayasa’yı iyi mi savunacağı ve koruyacağıydı” diyen HSK, Anayasa’nın “Pakistan halkı anlamına geldiğini” de sözlerine ekledi.
— APP’den ek girdi

