Lojistik firmaları konteyneri artık satın almıyor, tedarik ediyor: B2B modelde neler değişti?
Nakliye ve depolama şirketleri için konteyner bir demirbaş olmaktan çıkıp yönetilen bir kaynağa dönüştü. Satış ile kiralamayı tek sözleşmede birleştiren tedarik modeli, sermayeyi sahada değil operasyonda tutuyor.
Bir lojistik operatörünün filosundaki konteyner sayısı, taşıdığı yükle değil sözleşmelerinin süresiyle belirlenir. Uzun süreli bir müşteri kontratı için konteyner satın almak mantıklı; altı aylık bir proje için satın almak sermayeyi kilitlemek. Bu iki ihtiyacı ayrı kapılardan karşılamak yerine tek tedarikçiden yönetmek, sektörde giderek yaygınlaşan bir model.
Lojistik Konteyneri tam bu kesişimde çalışıyor: kurumsal müşterisine hem sıfır ve ikinci el yük konteyneri satıyor hem de aynı ölçülerde kiralık ünite sağlıyor. Operatör, filosunun sabit kısmını satın alıp değişken kısmını kiralayabiliyor; kondisyon ve teslim standardı iki tarafta da aynı kalıyor.
Standartlar: DC, HC ve ötesi
Tedarik sözleşmelerinde en kritik madde ölçü ve kondisyon tanımı. 20 DC ve 40 DC standart yükseklik, 40 HC ise 2,90 metre dış yüksekliğiyle hacimli yük için tercih ediliyor. Kurumsal müşteri için CSC plakalı, denize çıkabilir kondisyon ile yalnız kara depolamaya uygun kondisyon ayrı fiyatlanıyor; aradaki fark bazen yüzde otuzu buluyor. Şirket, her teklifte kondisyonu yazılı tanımlıyor ve teslimde ekspertiz raporu veriyor.
Toplu tedarikte teslimat planı da fiyat kadar önemli. On konteynerin aynı gün gelmesi ile haftaya yayılması, alıcının vinç ve saha planını değiştiriyor. Ekip, teslim takvimini müşterinin operasyonuna göre kuruyor.
Kimin için uygun?
Nakliye şirketleri, depo işletmecileri, ihracatçı üretim tesisleri, proje lojistiği yapan firmalar. Tek seferlik alım da mümkün ama modelin asıl gücü süreklilikte: aynı tedarikçiden aynı standartta ünite, ihtiyaca göre satın alma ya da kiralama. Kurumsal teklif için lojistikkonteyneri.com üzerinden adet, ölçü ve süre iletilmesi yeterli.
